Hazine’nin faiz yükü %60 azaldı

Türkiye Ekonomi Modeli, makroekonomik göstergelere pozitif yansımaya devam ediyor. Yürütülen politikalar sayesinde ekonomisi faiz çıkmazından kurtulan Türkiye; yatırım, üretim ve istihdam odaklı büyümesini sürdürüyor. Türkiye ekonomisinin 2022’de yüzde 5,6 büyümesinde, faizlerin düşük olmasının büyük katkısı oldu. Faizlerin düşmesi, Hazine’nin borçlanma maliyetini iyice azalttı ve milyarlarca liranın devletin kasasında kalmasını sağladı.

DEPREMDEN ÖNCE DİP SEVİYEYİ GÖRDÜ

Kur Korumalı Mevduat’ın devreye alınmasının ardından yatırımcıların parasını TL cinsi mevduat hesaplarında değerlendirmeye başlaması döviz kurlarını baskıladı. TL üzerindeki dolar baskısının azalması, Türkiye tahvillerine olan ilgiyi zirveye çıkardı. Bu durum, Hazine’nin borçlanma maliyetlerinin hızla aşağıya çekilmesini sağladı. Ocak 2022’de yüzde 24-25 olan Hazine’nin borçlanma maliyeti yüzde 10’a kadar geriledi. 8 Mart 2023 itibarıyla Türkiye’nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 10,5 ve 5 yıllık tahvil faizi ise yüzde 8,8 seviyelerinde kaydedildi. 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 11,86 ile dip seviyelerde seyrediyor. İki yıllık tahvil faizi 6 Mart Kahramanmaraş depreminden önce yüzde 7,26’ya kadar gerilemişti.

Depremin ardından bir miktar yükselip yüzde 10,5’e çıksa da bu oran Hazine’nin borçlanmada elini güçlendirdi. Bu durum, paradan para kazanan çevrelerin, ekonomik göstergelerle istediği gibi oynama dönemini de bitirdi. Daha önceden faize giden para artık kasada kalıyor. Kasada kalan para kamu yatırımlarına dönüşüyor. Hazine’nin borçlanma maliyetinde yaşanan yüzde 60’lık düşüş, devletin kasasından daha az para çıkmasını sağladı. Bu durum kamu bütçesinde büyük bir rahatlamayı beraberinde getirdi.

VADELER 70 AYA YÜKSELDİ

2020 yılı sonunda 34 ay olan iç borçlanmanın ortalama vadesi, 70 aya yükseldi. Düşük faiz ortamı Hazine’ye sabit getirili senetlerle borçlanma avantajı da sağladı. 2019-2021 döneminde toplam iç borçlanmanın yüzde 38’i sabit getirili senetlerden oluşurken, 2022 yılında bu oran yaklaşık yüzde 60’a yükseldi.

Milli gelire oranı yüzde 2,5’e indi

qDevletin faiz harcamalarının bütçe içerisindeki payında da güçlü bir azalma var. 2002’de faiz harcamalarının bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 43,2 iken, 2021 yılında bu oran yüzde 11,3 oldu. 2022 yılında yapılan faiz indirimlerinin de etkisiyle bu oran yüzde 10,5’e geriledi. Yine benzer şekilde 2002 yılında faiz harcamalarının milli gelir içindeki payı yüzde 14,3 iken, 2022’de bu oran yüzde 2,5 ile sınırlı kaldı.

MB’nin büyük katkısı oldu

Ağustos 2018’de döviz kuru üzerinden yürütülen operasyonların ardından Merkez Bankası, faizleri yüzde 24’e kadar yükseltmişti. Merkez Bankası, faizleri Mayıs 2020’ye kadar yüzde 8,25’e düşürse de, daha sonra kademeli olarak yükselterek yüzde 19’a çıkardı. Mart 2021’de görülen bu zirvenin ardından başlayan faiz indirim süreci devam ediyor. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) geçen ayki toplantısında 50 baz puanlık indirimle faizi yüzde 8,5’e düşürdü. Merkez Bankası’nın uzunca bir aradan sonra faizleri yeniden tek haneye indirmesi; üretime, yatırıma, istihdama, ihracata ve büyümeye büyük katkı sunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir