Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rusya’nın askeri harekatı kabul edilemez (2)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rusya'nın askeri harekatı kabul edilemez (2)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rusya'nın askeri harekatı kabul edilemez (2)

‘PEK ÇOK ÜLKE SİSTEM İÇİN YARDIM TALEP ETTİ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dış temsilciliklerde vatandaşlara 73 türde konsolosluk hizmeti verdiklerini belirterek, “Yılda ortalama 2 milyon işlemi bulan bu hizmetler, salgının da etkisiyle geçen yıl 3 milyonu geride bıraktı. Kurduğumuz bilişim altyapısı öylesine verimli işliyor ki pek çok ülke benzer bir sistemi kurmak için bizden yardım talep etti. Salgın döneminde 142 farklı ülkeden 100 bini aşkın vatandaşımızın ülkemize dönmesine katkı sağlayarak herhangi bir mağduriyet yaşanmasının önüne geçtik. Türkçe’nin yanı sıra 9 farklı dilde hizmet veren çağrı merkezlerimiz vasıtasıyla günün 24 saati vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Tarihi bir adım atarak yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza bulundukları ülkelerde oy kullanma imkanı tanıdık. Konsolosluklarımızda vatandaşlık işlemleri, pasaport, evlenme, boşanma, miras, vesayet, vekalet, ikamet, tapu, sürücü belgesi, adres beyanı adli sicil belgesi, harç ödemesi, döviz ile askerlik, mavi kart gibi işlemlerin kolayca yapılabileceği bir altyapı kurduk. Bu başlıkların her birinde, vatandaşlarımıza verdiğimiz hizmetlere getirdiğimiz kolaylıkları, sağladığımız avantajları saatlerce anlatsak bitiremeyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca son olarak gelen talepler üzerine TOKİ vasıtasıyla yurt dışındaki vatandaşları ev sahibi yapmaya yönelik yeni projeyi hayata geçirdiklerini söyleyerek, “İlk olarak İstanbul Sancaktepe’de 420 konut ile başlayacak bu projeyi talebe göre yaygınlaştırarak sürdüreceğiz” dedi. ‘SALDIRILARIN NEREDEYSE YARISI CAMİLERİMİZE YÖNELİK’Cumhurbaşkanı Erdoğan, yükselen İslam ve Türk düşmanlığına karşı da gereken adımları attıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Maalesef Avrupa, tarihi ve güncel olarak her başı sıkıştığında ırkçılık hastalığının yükselişine engel olamayan bir coğrafyadır. Irkçı saldırıların ilk ve öncelikli hedefi de bizim vatandaşlarımız ve onların yoğun olarak bulundukları yerlerdir. Mesela 2018 yılında, Avrupa’da doğrudan vatandaşlarımızı ve derneklerimizi hedef alan 187 saldırı, 2019 yılında 253 saldırı, 2020 yılında 389 saldırı, 2021 yılında yine 350 saldırı kayıtlara geçmiştir. Saldırıların neredeyse yarısı camilerimize yöneliktir hatta mezarlıkları hedef alan saldırılar bile görülmüştür. Tabi bunun yanında özellikle bireylere yönelik kayıtlara geçmeyen, bilinçli olarak geçirilmeyen çok sayıda taciz ve saldırı da meydana gelmiştir. Bir süredir vatandaşlarımızın can ve mal güvenlikleri ile onurlarını hedef alan nefret suçlarını raporlaştırarak Avrupa’nın ve dünyanın gündemine getirmeye başladık. Müslümanların terörle eşleştirerek, bunun üzerinden kapsamlı bir İslam düşmanlığı kampanyası yürüten sinsi bir proje ile karşı karşıyayız. Bu alçak projeyi başarısızlığa uğratmak için öncelikle Avrupa’nın siyaset, hukuk ve kamuoyu oluşturma mekanizmalarını etkin şekilde kullanmak şarttır.”‘DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALIYIZ’Cumhurbaşkanı Erdoğan, hak arama kültürünün dünyanın her yerinde olduğu gibi Avrupa’da da temel araç olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Kendi meselelerimize öncelikle kendimiz sahip çıkmalı, bunları siyasi ve hukuki dile dönüştürerek medya, sivil toplum kuruluşları, bireysel ilişkiler vasıtasıyla herkese bıkmadan, usanmadan anlatmalıyız. Aynı şekilde sadece Müslüman kimliği sebebiyle benzer saldırılara ve tacizlere maruz kalan kardeşlerimizle de dayanışma içinde olmalıyız. Ancak bu tür hadiselere takılıp kalarak, hiçbir alanda kendimizi geriye çekmemeli tam tersine daha çok mücadele ederek, daha çok başarı ortaya koyarak, ırkçılık dalgasının üstünden bir defa çıkmalıyız. Avrupa’nın kimi ülkelerinde uygulanmaya çalışılan sosyal mühendislik projelerini başarısızlığa uğratmakta kararlıyız. Özellikle daha evvel Bektaşi ve Alevi toplumları üzerinde oynanan oyunun, şimdi ‘Avrupa İslam’ı gibi girişimlerle tüm Müslümanlara teşmil edilerek istendiğini görüyoruz. Dernekler ve camiiler üzerinde giderek yoğunlaşan baskıları siyaset ve hukuk kanalları üzerinden etkisiz hale getirmenin çaresine bakmalıyız. Aramızdaki birliği, beraberliği güçlendirdiğimizde Avrupa’da hiçbir devletin, siyasi partinin, kamu kurumunun görmezden gelemeyeceği, sesine kulak vermek, hassasiyetine saygı duymak zorunda kalacağı bir güce ulaşacağımızdan şüpheniz olmasın. Vatandaşlarımızı birlikten doğacak güç konusunda bilinçlendirerek, Avrupa’daki 60 yıllık varlığımızın temel handikabı olan bölünmüşlüğe bir son vermeliyiz. Bu konuda en büyük görev de Uluslararası Demokratlar Birliği olarak sizlere düşüyor.  Biz her zaman olduğu gibi bundan sonra da hep yanınızda olacağız.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*